BOSTANCI GÖSTERİ MERKEZİNDE MİTİNG

8 kasım 2008 cumartesi, saat 12.00. “Memleket Sevdalıları Derneği”nin Türkiye Forumlarından üçüncüsü, Bostancı Gösteri Mekezinde yapılıyor. Katılımcılar: Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Prof. Dr. Süheyl Batum, Yazar Ali Sirmen, Yazar Tuncay Mollaveisoğlu, Yazar Merdan Yanardağ.

Katılımcıların konuşmalarından sözetmeyeceğim. Adlarından, hangi doğrultuda konuştukları anlaşılır. Dinleyiciler konulara yatkındı. Salonu hıncahınç dolduran kitle, taşkın değil coşkundu.  Yine de ayakta kalanlar vardı, Türkiyenin çeşitli kentlerinden gelmişlerdi.

Sloganlar atılıyor, Atatürk ve gazeteci Tuncay Özkan posterleri, bayraklar, filamalar dolaştırılıyor, marşlar çalınıyor; rozetler, fularlar, kitaplar, gazeteler vb satılıyor; salonda tam bir meydan mitingi yaşanıyordu.

Her ne kadar, gazetelere verilen ilanlarda, “Memleket Sevdalıları Derneği”nden sözedilse de; salona “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Platformu” pankartı egemendi. Gazeteci Tuncay Özkan, kendisini bu kitleye lider olarak benimsetmiş görünüyor.

Lider; halkın gözü, kulağı, dili olarak somutlaşan; basın’dan tek farkı halk tarafından söylediklerini düzeltmek ve yapmakla yetkilendirelerek seçilen kişi’dir.

Halk ya kişileri önemser, ya da ilkeleri. İlkeleri önemseyen halk, eğitimli halktır. Eğitimli halkın benimsediği ilkeler buyruklarıdır ve seçip yetkilendirdiği politikacılar; onun amirleri değil, memurlarıdır. Az gelişmiş eğitim düzeyli halk; ilkeleri değil kişileri önemser ve başına taceder.

İlkelerin yeterince benimsenmediği toplumlar, kişilerden keramet umar ve onlara gözü kapalı bağlanıverir. Bunlardan; Atatürk gibi milli mücadele ve uygar dünyada varolma mücadelesi -devrim-kerametlerini gösterenler; yerlerini korurlarken; İnönü, Menderes, Demirel, Özal vb giderek oy kaybeder, gözden düşerler. Şimdikilerin olacağı da en azından budur.

İlkelerin değil, kişilerin önemsendiği toplumlarda liderlik yarışına kalkışanlar çoktur. İlkeleri önemseyen toplumlar,  seçtikleri kişileri amirleri gibi değil memurları gibi görerek, olduklarından fazla değerlendirmezler. Kişilerin önemsendiği toplumlarda partiler bölünerek ufalır ve hasımlarına zafer armağan ederler… Liderlik hırs ve hevesi CHP’nin üçe bölünerek zayıflamasına neden oldu. CHP’ye yönelen milli irade -oy-’dan her üç parti sonuçta üçün birini aldı.

CHP, DSP ve SHP’nin Genel Başkan ve MKYK’larının siyasi hırs ve ihtiraslarını bırakarak, bu partilerden birinin çatısı altında birleşmesini beklemek hayaldir. Bunlar; bu kez değilse gelecek sefer kazanacağız kumarbazlığından vazgeçemezler. Bu durumda ne yapılmalı? Çeşitli web sitelerinde yayınlanan önerimi burada da değerlendirilerinize sunuyorum:

1. Her 3 parti, 100′er delege belirler. Belirlenen gün ve saatte, Noter gözetiminde her delegenin kendi partisinin dışındaki 2 Genel Başkan’dan birine oy vereceği seçim yapılır. Her parti, kendi oy sandığında  gizli oy verir. Yanlışlıkla kendi Genel Başkanına oy veren olmuşsa, o sandıkta seçim yenilenir. Bu nedenle, 300 delege toplanmadan seçim başlamaz ve seçim sonuçlanmadan hiçbir delege salondan ayrılamaz.

2. Öbür 2 parti, en çok oy olan Genel Başkanın partisinde birleşir. Seçilemeyen Genel Başkanlar yeni oluşumda Genel Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilirler. Yeni oluşumun MKYK’sı; her 3 parti MKYK’larının kendi aralarından seçecekleri tek MKYK’na indirgenir.

3. Bu uygulamaya hiçbir Genel Başkan ve MYKY olur demez. O halde her 3 partinin il ve ilçe örgütleri kazan kaldırmalı ve Genel Merkezlerini ikna etmelidir. Bu yöntem ilk seçimlerde işbirliği olarak uygulanır. Başarı sağlanırsa, öbür 2 parti kendini kapatır.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com


Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.