MEDYA GENSORUSU

Şubat 8, 2009

“CHP, TRT’nin   son dönemlerdeki yayınlarıyla ilgili olarak Devledt Bakanı Mehmet Aydın hakkında Gensoru önergesi verecek. CHP Grup Başkanvekili Hakkı Süha Okay ‘TRT’nin kanundaki yayın ilkelerine aykırı olarak iktidar yanlısı politika izlemesine, Tuncay Güney’in konuk olduğu canlı yayın programında saygın kişileri karalamasına suskun kalarak ortak olduğu’ gerekçesiyle, Devlet Bakanı Mehmet Aydın hakkında Gensoru Önergesi vereceklerini söyledi. -18 Ocak 2009 Günlü Gazeteler-”

İktidarlar; Gensoruları soluksuz bırakmak ister, görünüşü kurtarmak için görüşülmesine izin verdiklerinin dışında; işlerine gelmeyen Gensoruların ümüğünü sıkar, soluğunu keserler. Nitekim bu Gensoru’nun da ümüğü sıkılıp soluğu kesildi..

Anayasamızın 99. maddesi uyarınca,  “Gensoru Önergesi, her siyasi parti grubu adına veya en az yirmi  Milletvekilinin imzasıyla verilir. Gensoru önergesi, verilişinden sonraki üç gün içinde bastırılarak üyelere dağıtılır; dağıtılmasından itibaren on gün içinde gündeme alınıp alınmayacağı görüşülür (…) .

Gensoru görüşmeleri sırasında üyelerin veya grupların verecekleri gerekçeli güvensizlik önergeleri veya Bakanlar Kurulunun güven isteği, bir tam gün geçtikten sonra oylanır. Bakanlar Kurulunun veya bir bakanın düşürülebilmesi, üye tam sayısının salt çoğunluğuyla olur; oylamada yalnız güvensizlik oyları sayılır. (…)

TBMM’nin görev ve yetkilerini belirleyen 87. maddesi “(…) kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetlemek”ken;  nasıl oluyor da TBMM’nin dominant -başat- iktidar grubu, oy çoğunluğu kaba kuvvetiyle TBMM genelinin “Bakanlar Kurulunu ve Bakanları denetleme” hakkını elinden alabiliyor? Bu antidemokratik uygulama, Yargısız -gürüşülmeksizin- İnfaz değil midir?

Bu uygulama, muhalefeti mazlumlaştırarak oy getirdiği için muhalefetin; borusunu öttürmesini sağladığı için iktidarın işine gelir. Her ikisi de bu antidemokratik uygulamayı değiştirmeye yanaşmazlar. Bu uygulamadan zarar gören halktır; çünkü halk adına yapılması öngörülen denetleme yapılamamaktadır.

Bu nedenledir ki, diye düşünüyorum; halkın gözü, kulağı, dili olduğu iddiasındaki Medya, durumdan vazife çıkarmalıdır:

1) İktidar çoğunluğuyla yargısız infaz edilen  Gensorular; ‘Medya Gensorusu’ olarak ele alınmalıdır.

2) En az iki gazete,  iki radyo, iki televizyon ortak bir girişimde bulunarak bu görevi üstlenmelidir. Tarafsızlık içinde muhalefetin iddialarına, iktidarın savunmasına yorumsuz yer vererek, iktidarca görüşülmesi engellenen Gensoruyu; kamuoyunda tartışmaya açmalıdırlar.

3) Gensoruları pervasızca reddeden iktidarlar, bu kez pek pervasız olamayacaklardır.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

OLANLARI UNUTTURMAYAN MUHALEFET

Ocak 14, 2009

Medya; şimdi’yi, ya da şimdileşebilecek geçmişi ve geleceği  şimdileştirir şimdileleştirmez,  yeni gündemleri aramaya başlar. Medya, güncel ana caddemizin yoğun trafiğidir. Her haber,  medya trafiğinde arkadan gelene yol açmak için uzaklaşan araçtır.

Arkadan  gelen  daha ilginç kişi, olay, nesne, kavram; bugünün gündemine oturur. Oturamıyorsa,  yerini oturacak olan habere bırakır.  Medya pazarlayabileceği haberlerin peşindedir.

Muhalefet; ak olana kara çalmamak,  ak’a ak, karaya kara demek ve kara aklaştırılıp düzeltilmediği süre içinde; karanın kara olduğunu unutturmamaktır.

Medya şimdi’yi, bugün’ü öngörür.  Medya’nın ömrü anlıktır. Son gelen haber, öncekinin önüne geçer. Muhalefet; dünü ve bugünü yarını öngörürken; medya bugüne odaklıdır.

Eleştirilerini iktidar düzeltmezse, muhalefet;  iktidara gelince bunları gerçekleştirmekle yükümlüdür. Bu nedenle muhalefet, kararlı ve takipçi olmak zorundadır.

Medya iktidara gelmeyi ve eleştirdiklerini gerçekleştirmeyi amaçlamaz. Her iktidarın açık ya da gizli medyası varsa da, bağımsız  medya iktidarı  ya çok cılızdır, ya da yoktur.

Nedense muhalefetin medyatik muhalefet yaptığı gözlemlenmektir. Gazete, radyo, televizyon haberlerinin; ya da her üçünü içeren internet yayınlarının gündemdeyken  miting meydanlarında haykırılmasıyla yetinilmesi,  sürekli takip edilmeyerek unutturulması medyatik muhalefet değil midir?

Medyatik muhalefet yerini hızla Eylemli Muhalefete bırakmalıdır. Eylemli muhalefet, bireysel ya da kollektif olarak örgütlenebilir.

1) Örgütlü muhalefet; konuları izleyen ekiplerle yapılır. Gazete haberleri pankartlaştırılarak, radyo Tv ve internet haberleri multivizyon gösterileriyle miting meydanlarında halka gelişmeler izlenerek zaman zaman sunulmalıdır.

2) Örgütlü ve belgeli muhalefet sanal ortamda da yapılır. İktidar partisinin gerçek ve tüzel kişileri, sempatizanları e-postalarla uyarılır.

3) Böylece medyatik muhalefetin yerini, olayları unutturmayarak gündemde tutan sözel değil, eylemsel muhalefet alır.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmusqhotmail.com


EKSİ OY KULLANABİLME HAKKI

Ocak 6, 2009

“Vereceğin oy’un” diyorlar bana,  “+1 değeri var. Hiç oy kullanmazsan değeri sıfır olur… Hiçbir partinin oy’unu artırıp eksiltmediğin için; hepsine birer oy vermiş sayılır, eşitliği bozmazsın”.

“Bu nasıl matematik  ?!” diyorum!..  “Sıfır’ı (0) ve (+)’sı var,  (-)’si yok. Ya 1′ine oy ver, ya da hiçbirine verme!..”.

“Partilerden 1′ine oy verme hakkım olduğu kadar, partilerden bir başka 1′ine oy vermeme hakkım da olmalıdır. Hakkaniyet ve demokrasi bunu gerektirir”.

(-) Oy vereceğim partinin oy pusulasındaki işaretinin üzerine ve mühür basılacak yerine (X) kondurabilmeliyim.  Oyum iptal edilerek geçersiz sayılmamalı; aksine, o partiye verilen oy sayısını (1) eksiltmelidir.

Böylece; hiçbir partiyi oy verilebilecek değerde görmeyen seçmen, oy kullanmayarak hepsine oy vereceğine; en değersiz bulduğu partiye (-1) oy vererek vicdanını tatmin etmeli, demokrasiye katkı sağlamalıdır.

Ne dersiniz? Seçim mevzuatında yapılacak değişiklikle; (-) oy kullanma hakkı tanınmamalı mıdır?

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

ÇOBANOKRASİ

Kasım 28, 2008
DEMOKRASİ, ÇOBANOKRASİ MİDİR?

EROL ERDOĞMUŞ
e-posta:erolerdogmus@hotmail.com

    Demokrasiyi eleştirenler derler ki: "Çoban sürünün karşısına geçer, ‘Aziz koyunlar, muhterem koyunlar; şu yamacı aşmamız lazım. Yokuş çıkma zahmetine katlanırsanız yamacı daha çabuk aşarız. Yok eğer geze eğlene gidelim derseniz, daha geç gideriz. Siz nasıl isterseniz öyle  yaparız’ der ve halk ne derse o olur. Demokrasi budur".
    Demokrasiden yana olanlar;
    1. Safça demokrasiye inananlardan,
    2. Demokrasi denizinde gemisini yüzdüren ya da yüzdürmek isteyen kaptanlardan ve kaptan adaylarından oluşur.
    Bunlar, inansalar da inanmasalar da "Halkın sesi Hakkın sesidir" derler. Gerçekten halkın sesi Hakkın sesi midir? İnsanların sayısı çoğaldıkça; daha iyi, daha doğru düşünme ve karar verme yetenekleri arttığı için mi demokrasi en iyi yönetim biçimidir?
    Londra kaynaklı bir haber 18 Şubat 2008 günlü gazetelerde, kazın ayağının öyle olmadığını kanıtladı. Leeds Üniversitesinde yapılan bir araştırmada; insan kalabalıklarıyla göçmen kuş ya da koyun sürülerinin aynı davranışlarda bulundukları saptanmış.
    Buna göre, "% 100′lük bir kitledeki % 5′lik bir azınlık; geri kalan % 95′lik çoğunluğu, çoğunluğa farkettirmeden istediği yönde etkileyebilir".
    Hani halkın sesi, Hakkın sesiydi? Demokrasi aslında, halkın sırtını sıvazlayarak suları bulandırmak ve bulanık suda balık avlamak mıdır?
Demokrasinin 4 basamaklı merdiveninin;
1. Basamağında seçmenlerin % 100′ü,
2. Basamağında, seçmenlerin % 5′i olan partililer,
3. Basamağında, partililerin % 100′nün % 5′i oranında parti yönetim kadroları,
4. Son basamakta, parti yönetim kadrolarına şirin görünen tek lider, yani parti Genel Başkanı yer almaktadır.
    Leeds Araştırmasından yıllarca önce, satış ve motivasyon uzmanı Cavet Robert, "İnsanların % 95′i taklitçi ve sadece % 5′i teşvikçi olduğundan, onlara göstereceğimiz herhangi bir kanıttan çok başkalarının davranışlarına kapılırlar" demişti.
    Clarance Darrow, "Ceza avukatının esas işi, jürinin müvekkilinden hoşlanmasını sağlamaktır" diyordu. Nitekim yapılan araştırmalarda, aynı suçlarla itham edilen sanıklardan yakışıklı olanların belirgin biçimde daha az ceza aldıkları saptandı. Çekici sanıkların, çekici olmayanlara oranla ceza almadan kurtulma şansları 2 kat fazlaydı.
    Kanada’da yapılan federal seçimlerde, çekici görünümlü adayların çekici olmayanlara oranla;  2,5 kat fazla oy aldıkları saptandı.
       

Welcome to Zoho Writer

Your Word Processor on the Web

Thanks for signing up with Zoho Writer!

Zoho Writer is the word processor designed for you, the next generation web citizen. Built using AJAX technology, it’s fast and revolutionizes the way you work with documents. Having all your documents online (and offline too! we’ll get back to that later!!), you have access to them from any computer, at home or at work. And no more emailing them back-and-forth to your colleagues, clients or friends for review, thanks to its instant collaboration, inline commenting and chat facilities.

It will take a lot more than this short welcome document to list all of Zoho Writer’s features and hence a chosen few of the Zoho Writer’s functionalities below :

Formatting Options:

Bold, italicize, underline, set back ground color & color your words, link to a web page,Set margins, use cool smileys cool and do much more. Use the same keyboard shortcuts as with any other word processing application for accessing these functions.

No Searching Within Menus:

Most functions are available at a click, thanks to the friendly toolbar. And for the super user in you, a few extra features are accessible with just an extra click.



Spell Check

What’s a word processor without a spell checker? Zoho Writer’s does all the dirty spell checking work for you so that you needn’t worry about whether it’s receive or recieve wink


Pictures
Want to decorate your document with pictures & images? Insert pictures and images in your Zoho Writer documents as you would in a normal word processor. Pull and place pictures both from your desktop as well as from the web.

See how the image/picture looks like using ‘Image Preview’. Shrink to fit in case the image/pic is of larger size.And set properties for the inserted pic/image like border, spacing as well.

Tags as Folders


Get the best of both worlds. Tags are the new folders. Not sure whether you want to put a document in the Sales or Marketing folder? That’s where tags-as-folders come in. Make the document available in both the folders! Now, isn’t that handy?

Post to your blog

Being on the web, you can post to your blog from within Zoho Writer. As you have seen above, Zoho Writer’s WYSIWYG editor is more feature-rich than a typical blog editor’s. Be it Blogger.com, WordPress.com, Livejournal, Typepad or any blog that supports metaWeblog API, you can make the post from Zoho Writer. You can add tags and make the post optionally as a draft as well!


Comments

Add inline comments to particular paragraphs /sentences of a document. You & your friends (or your team members & your boss) canadd comments in a document you are collaborating on. Adding contextual comments is very useful for reviewing purposes. And this comes in handy for journalists/editors & teachers/students, in particular.



Bulleted Lists

Zoho Writer makes it easy

  1. to have
  2. numbered or
    • bulleted lists.
    • And there is support for
  3. multiple levels as well

Insert Tables

Make tables and adjust the cell properties with ease. Pick easily the number of rows/columns.


Column Header1 Column Header2 Column Header3
Table Cell 11 Table Cell 12 Table Cell 13
Table Cell 21 Table Cell 22 Table Cell 23
Table Cell 31 Table Cell 32 Table Cell 33



Share your documents

Instead of mailing your documents to everyone, share them. And Zoho Writer makes it more than just sharing.

You can give Read or Write permissions for each sharing participant. Collaborate real-time on the document and there’s the added chat functionality as well!

Go Offline

Not sure you’ll have internet access all the time? Zoho Writer allows you to take your documents offline.You can view as well as edit your latest 25 documents offline. Changes made during offline editing will be synced with the online version once you switch.

Integration With Other Zoho Apps

Zoho Writer comes from the widely diversified stable of Zoho. Signing up with Zoho Writer allows you to access a plethora of Zoho apps – be it our web based spreadsheet tool, Zoho Sheet, the online presentation creator, Zoho Show or the net meeting enabler, Zoho Meeting.

The integration doesn’t stop with just single sign-on. You can embed sheets and slideshows. And here’s more – any change done to the sheet/slideshow gets automatically reflected in your Zoho Writer document!

Those are just a few things that can be done with Zoho Writer. You will get to discover more as you work with Zoho Writer.



We have a very active forums at http://forums.zohowriter.com/. And your queries, valuable feedback comments are most welcome at mailto:feedback@zohowriter.com?subject= as well.

Again, thanks for signing up with Zoho!

ÇOBANOKRASİ

Kasım 28, 2008
DEMOKRASİ, ÇOBANOKRASİ MİDİR?

EROL ERDOĞMUŞ
e-posta:erolerdogmus@hotmail.com

    Demokrasiyi eleştirenler derler ki: "Çoban sürünün karşısına geçer, ‘Aziz koyunlar, muhterem koyunlar; şu yamacı aşmamız lazım. Yokuş çıkma zahmetine katlanırsanız yamacı daha çabuk aşarız. Yok eğer geze eğlene gidelim derseniz, daha geç gideriz. Siz nasıl isterseniz öyle  yaparız’ der ve halk ne derse o olur. Demokrasi budur".
    Demokrasiden yana olanlar;
    1. Safça demokrasiye inananlardan,
    2. Demokrasi denizinde gemisini yüzdüren ya da yüzdürmek isteyen kaptanlardan ve kaptan adaylarından oluşur.
    Bunlar, inansalar da inanmasalar da "Halkın sesi Hakkın sesidir" derler. Gerçekten halkın sesi Hakkın sesi midir? İnsanların sayısı çoğaldıkça; daha iyi, daha doğru düşünme ve karar verme yetenekleri arttığı için mi demokrasi en iyi yönetim biçimidir?
    Londra kaynaklı bir haber 18 Şubat 2008 günlü gazetelerde, kazın ayağının öyle olmadığını kanıtladı. Leeds Üniversitesinde yapılan bir araştırmada; insan kalabalıklarıyla göçmen kuş ya da koyun sürülerinin aynı davranışlarda bulundukları saptanmış.
    Buna göre, "% 100′lük bir kitledeki % 5′lik bir azınlık; geri kalan % 95′lik çoğunluğu, çoğunluğa farkettirmeden istediği yönde etkileyebilir".
    Hani halkın sesi, Hakkın sesiydi? Demokrasi aslında, halkın sırtını sıvazlayarak suları bulandırmak ve bulanık suda balık avlamak mıdır?
Demokrasinin 4 basamaklı merdiveninin;
1. Basamağında seçmenlerin % 100′ü,
2. Basamağında, seçmenlerin % 5′i olan partililer,
3. Basamağında, partililerin % 100′nün % 5′i oranında parti yönetim kadroları,
4. Son basamakta, parti yönetim kadrolarına şirin görünen tek lider, yani parti Genel Başkanı yer almaktadır.
    Leeds Araştırmasından yıllarca önce, satış ve motivasyon uzmanı Cavet Robert, "İnsanların % 95′i taklitçi ve sadece % 5′i teşvikçi olduğundan, onlara göstereceğimiz herhangi bir kanıttan çok başkalarının davranışlarına kapılırlar" demişti.
    Clarance Darrow, "Ceza avukatının esas işi, jürinin müvekkilinden hoşlanmasını sağlamaktır" diyordu. Nitekim yapılan araştırmalarda, aynı suçlarla itham edilen sanıklardan yakışıklı olanların belirgin biçimde daha az ceza aldıkları saptandı. Çekici sanıkların, çekici olmayanlara oranla ceza almadan kurtulma şansları 2 kat fazlaydı.
    Kanada’da yapılan federal seçimlerde, çekici görünümlü adayların çekici olmayanlara oranla;  2,5 kat fazla oy aldıkları saptandı.
       

Welcome to Zoho Writer

Your Word Processor on the Web

Thanks for signing up with Zoho Writer!

Zoho Writer is the word processor designed for you, the next generation web citizen. Built using AJAX technology, it’s fast and revolutionizes the way you work with documents. Having all your documents online (and offline too! we’ll get back to that later!!), you have access to them from any computer, at home or at work. And no more emailing them back-and-forth to your colleagues, clients or friends for review, thanks to its instant collaboration, inline commenting and chat facilities.

It will take a lot more than this short welcome document to list all of Zoho Writer’s features and hence a chosen few of the Zoho Writer’s functionalities below :

Formatting Options:

Bold, italicize, underline, set back ground color & color your words, link to a web page,Set margins, use cool smileys cool and do much more. Use the same keyboard shortcuts as with any other word processing application for accessing these functions.

No Searching Within Menus:

Most functions are available at a click, thanks to the friendly toolbar. And for the super user in you, a few extra features are accessible with just an extra click.



Spell Check

What’s a word processor without a spell checker? Zoho Writer’s does all the dirty spell checking work for you so that you needn’t worry about whether it’s receive or recieve wink


Pictures
Want to decorate your document with pictures & images? Insert pictures and images in your Zoho Writer documents as you would in a normal word processor. Pull and place pictures both from your desktop as well as from the web.

See how the image/picture looks like using ‘Image Preview’. Shrink to fit in case the image/pic is of larger size.And set properties for the inserted pic/image like border, spacing as well.

Tags as Folders


Get the best of both worlds. Tags are the new folders. Not sure whether you want to put a document in the Sales or Marketing folder? That’s where tags-as-folders come in. Make the document available in both the folders! Now, isn’t that handy?

Post to your blog

Being on the web, you can post to your blog from within Zoho Writer. As you have seen above, Zoho Writer’s WYSIWYG editor is more feature-rich than a typical blog editor’s. Be it Blogger.com, WordPress.com, Livejournal, Typepad or any blog that supports metaWeblog API, you can make the post from Zoho Writer. You can add tags and make the post optionally as a draft as well!


Comments

Add inline comments to particular paragraphs /sentences of a document. You & your friends (or your team members & your boss) canadd comments in a document you are collaborating on. Adding contextual comments is very useful for reviewing purposes. And this comes in handy for journalists/editors & teachers/students, in particular.



Bulleted Lists

Zoho Writer makes it easy

  1. to have
  2. numbered or
    • bulleted lists.
    • And there is support for
  3. multiple levels as well

Insert Tables

Make tables and adjust the cell properties with ease. Pick easily the number of rows/columns.


Column Header1 Column Header2 Column Header3
Table Cell 11 Table Cell 12 Table Cell 13
Table Cell 21 Table Cell 22 Table Cell 23
Table Cell 31 Table Cell 32 Table Cell 33



Share your documents

Instead of mailing your documents to everyone, share them. And Zoho Writer makes it more than just sharing.

You can give Read or Write permissions for each sharing participant. Collaborate real-time on the document and there’s the added chat functionality as well!

Go Offline

Not sure you’ll have internet access all the time? Zoho Writer allows you to take your documents offline.You can view as well as edit your latest 25 documents offline. Changes made during offline editing will be synced with the online version once you switch.

Integration With Other Zoho Apps

Zoho Writer comes from the widely diversified stable of Zoho. Signing up with Zoho Writer allows you to access a plethora of Zoho apps – be it our web based spreadsheet tool, Zoho Sheet, the online presentation creator, Zoho Show or the net meeting enabler, Zoho Meeting.

The integration doesn’t stop with just single sign-on. You can embed sheets and slideshows. And here’s more – any change done to the sheet/slideshow gets automatically reflected in your Zoho Writer document!

Those are just a few things that can be done with Zoho Writer. You will get to discover more as you work with Zoho Writer.



We have a very active forums at http://forums.zohowriter.com/. And your queries, valuable feedback comments are most welcome at mailto:feedback@zohowriter.com?subject= as well.

Again, thanks for signing up with Zoho!

COĞRAFYALARI KADERİDİR ÜLKELERİN

Kasım 19, 2008

İki dövüşken komşu; itişip kakışmamak, buluttan nem kaparak onur meselesi yapıp hiç uğruna kapışmamak için; aralarında bir başka komşuları olsun isterler. Örneklenirse:

Bu iki dövüşken komşu Almanya ile Rusya olabilir. Aralarındaki tampon komşu Polonya’dır. İki dövüşken, kendi ülkelerinin savaşta yakılıp yıkılmasını önlemek için, tampon ülke -Polonya-  topraklarında çarpışmayı yeğlerler.

Polonya’nın kaderini Almanya ile Rusya arasında bulunması belirler. Artık şimdinin Almanyası ile Polonyası birer tekil devlet değil; Avrupa Birliğinin -devletler topluluğunun-  üyeleridir. Rusya Federasyonunun Polonya üzerinden Almanyaya saldırabilmesi için; AB ile savaşmayı göze alması gerekir.

13; 14; 15 Kasım 2008 günlerinde, Marmara Oteli Taksim Balo Salonunda; Türkiyenin Avrupa ile flörtü “Avrupa Kültürü Nedir?” sempozyumu içinde tartışıldı. Anadoluya adım atmamızdan bu yana ilkin Anadolu içinde, sonra Anadolu dışında doğuyu arkamızda bırakarak oluk oluk batıya akıyor, Viyana kapılarında durdurulabiliyoruz ancak…

Sevdalıyız Avrupaya biz. Oysa biz  bay müslümanız, Avrupa bayan hristiyan. Biz Ural Altay dilliyiz, Avrupa Hint Avrupa dilli. Bizce bizim Avrupa ile evlenmemizin hiçbir sakıncası yok, oysa  bayan Avrupa nazlanıyor. Türkiye AB’ye girerse; 82,5 milyon nüfuslu Almanyadan hemen sonra 73,5 milyon nüfusuyla ikinci sıraya yerleşerek, Avrupanın as’ları Fransanın, İtalyanın, İngilterenin önüne geçecek… Bu ülkeler Türkiyeden sonraki sıraya yerleşmek ve de; AB’nin patronu Almanya nüfuslu ve nüfuzlu bir rakibi olsun ister mi?

AB; evlenme vaadi ile Türkiyeyi igfal etmeyi amaçladığını saklamıyor… Aşıkı Türkiyenin  gözünün kara ve kör olduğunu çok iyi biliyor… Nitekim 14 Kasım günü sempozyum konuşmacılarından Avrupa Komisyonu Onursal Genel Direktörü Baron Daniel Cardon de Lichtbuer, igfal mızrağını çuvala sığdıramadı ve Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı, İktisadi Kalkınma Vakfı Başkanı Prof. Dr. Haluk Kabaalioğlu’nun sorularını yanıtlayanadı, altında kaldı. Kuşkusuz onunla birlikte AB’de…

Coğrafyaları, kaderleridir ülkelerin ve o ülkede yaşayanların… Türkiye; coğrafyasının belirlediği kaderine göre yönetilmelidir. Türkiye; Avrupa ile Asya’yı birleştiren bir ayağı Asya’da Kafkaslarda, öbür ayağı Avrupa’da Balkanlarda olan bir köprüdür ve doğal olarak köprü gibi yönetilmelidir; Avrupa ya da Asya gemilerinin arkasına bağlı filika olarak değil!…

Türkiye köprüsünden her iki kıt’aya çağlar boyu insan ve mal; son yıllarda giderek artan enerji geçişi sağlanmaktadır. Uçaklar yere inmek, gemiler limanlara demirlemek zorunda oldukları için; hava ve deniz kuvvetlerinin desteğiyle zaferi kazanan daima ayakları yere basan piyade’dir, aynı eksen üzerinde yüzyüze insan ilişkileridir. Köprü yönetimi Asyadan ve Avrupadan bağımsız ve her ikisine karşı eşit uzaklıkta tarafsız olmalıdır. “Hürriyet ve istiklal benim karakterimdir”  diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün köprü vatanı Türkiyenin de, özgür ve bağımsız olmak kaderidir. O bu gerçeği gördü ve uyguladı, bize miras bıraktı.

Avrupa ve Asya kıtaları birbirlerini ilhak edemeyecekleri için, konumlarını sürdürecek ve karşılıklı olarak çıkarlarını koruyacaklardır. Türkiyenin Avrupa ya da Asya gemisine filika olarak bağlanmasını, aralarındaki tampon köprünün yıkılarak sınır sınıra gelmelerine neden olacağı için; aslında her ikisince de istenmez.

Kör aşık Türkiye Avrupaya yönelikse Avrupa; Asyaya yönelikse Asya duygusal Türkiyenin ıcığını cıcığını kendi çıkarına çıkarmaya çalışacaktır.  Atatürk döneminden başlayarak laik Avrupa hukukuna yönelen Türkiyenin; kendi yapısına ve işleyişine uygun AB yasalarını uygulaması, Türkiye için kazançtır. Ama sırf bu nedenle Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olması gerekmez.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

BOSTANCI GÖSTERİ MERKEZİNDE MİTİNG

Kasım 9, 2008

8 kasım 2008 cumartesi, saat 12.00. “Memleket Sevdalıları Derneği”nin Türkiye Forumlarından üçüncüsü, Bostancı Gösteri Mekezinde yapılıyor. Katılımcılar: Prof. Dr. Alemdar Yalçın, Prof. Dr. Süheyl Batum, Yazar Ali Sirmen, Yazar Tuncay Mollaveisoğlu, Yazar Merdan Yanardağ.

Katılımcıların konuşmalarından sözetmeyeceğim. Adlarından, hangi doğrultuda konuştukları anlaşılır. Dinleyiciler konulara yatkındı. Salonu hıncahınç dolduran kitle, taşkın değil coşkundu.  Yine de ayakta kalanlar vardı, Türkiyenin çeşitli kentlerinden gelmişlerdi.

Sloganlar atılıyor, Atatürk ve gazeteci Tuncay Özkan posterleri, bayraklar, filamalar dolaştırılıyor, marşlar çalınıyor; rozetler, fularlar, kitaplar, gazeteler vb satılıyor; salonda tam bir meydan mitingi yaşanıyordu.

Her ne kadar, gazetelere verilen ilanlarda, “Memleket Sevdalıları Derneği”nden sözedilse de; salona “Biz Kaç Kişiyiz Sivil Toplum Platformu” pankartı egemendi. Gazeteci Tuncay Özkan, kendisini bu kitleye lider olarak benimsetmiş görünüyor.

Lider; halkın gözü, kulağı, dili olarak somutlaşan; basın’dan tek farkı halk tarafından söylediklerini düzeltmek ve yapmakla yetkilendirelerek seçilen kişi’dir.

Halk ya kişileri önemser, ya da ilkeleri. İlkeleri önemseyen halk, eğitimli halktır. Eğitimli halkın benimsediği ilkeler buyruklarıdır ve seçip yetkilendirdiği politikacılar; onun amirleri değil, memurlarıdır. Az gelişmiş eğitim düzeyli halk; ilkeleri değil kişileri önemser ve başına taceder.

İlkelerin yeterince benimsenmediği toplumlar, kişilerden keramet umar ve onlara gözü kapalı bağlanıverir. Bunlardan; Atatürk gibi milli mücadele ve uygar dünyada varolma mücadelesi -devrim-kerametlerini gösterenler; yerlerini korurlarken; İnönü, Menderes, Demirel, Özal vb giderek oy kaybeder, gözden düşerler. Şimdikilerin olacağı da en azından budur.

İlkelerin değil, kişilerin önemsendiği toplumlarda liderlik yarışına kalkışanlar çoktur. İlkeleri önemseyen toplumlar,  seçtikleri kişileri amirleri gibi değil memurları gibi görerek, olduklarından fazla değerlendirmezler. Kişilerin önemsendiği toplumlarda partiler bölünerek ufalır ve hasımlarına zafer armağan ederler… Liderlik hırs ve hevesi CHP’nin üçe bölünerek zayıflamasına neden oldu. CHP’ye yönelen milli irade -oy-’dan her üç parti sonuçta üçün birini aldı.

CHP, DSP ve SHP’nin Genel Başkan ve MKYK’larının siyasi hırs ve ihtiraslarını bırakarak, bu partilerden birinin çatısı altında birleşmesini beklemek hayaldir. Bunlar; bu kez değilse gelecek sefer kazanacağız kumarbazlığından vazgeçemezler. Bu durumda ne yapılmalı? Çeşitli web sitelerinde yayınlanan önerimi burada da değerlendirilerinize sunuyorum:

1. Her 3 parti, 100′er delege belirler. Belirlenen gün ve saatte, Noter gözetiminde her delegenin kendi partisinin dışındaki 2 Genel Başkan’dan birine oy vereceği seçim yapılır. Her parti, kendi oy sandığında  gizli oy verir. Yanlışlıkla kendi Genel Başkanına oy veren olmuşsa, o sandıkta seçim yenilenir. Bu nedenle, 300 delege toplanmadan seçim başlamaz ve seçim sonuçlanmadan hiçbir delege salondan ayrılamaz.

2. Öbür 2 parti, en çok oy olan Genel Başkanın partisinde birleşir. Seçilemeyen Genel Başkanlar yeni oluşumda Genel Başkan Yardımcısı olarak görevlendirilirler. Yeni oluşumun MKYK’sı; her 3 parti MKYK’larının kendi aralarından seçecekleri tek MKYK’na indirgenir.

3. Bu uygulamaya hiçbir Genel Başkan ve MYKY olur demez. O halde her 3 partinin il ve ilçe örgütleri kazan kaldırmalı ve Genel Merkezlerini ikna etmelidir. Bu yöntem ilk seçimlerde işbirliği olarak uygulanır. Başarı sağlanırsa, öbür 2 parti kendini kapatır.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com


CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Ekim 29, 2008

Mutluluk veren olaylar kutlanır. Bayramlar, toplumlara mutluluk veren olayların toplumlarca kutlanmasıdır. Bayramlar, dini ve milli olmak üzere ikiye ayrılır. Dini bayramlar, dinlerden kaynaklanarak nesilden nesle süregelir. Milli bayramlar, mutluluk veren tarihi olaylara dayanır.

Bayramlar toplumsal -resmi- düzeyden, kişisel -özel- düzeye  inerek kişiden kişiye kutlandığı ölçüde yaygınlaşır, etkinleşir.  “Ahmet bey, Ayşe hanım; ramazan/kurban bayramınız kutlu olsun” denildiğinde, kişiden kişiye kutlama ortamı oluşur.

Birbirlerinin ramazan ve kurban bayramını kutlayan T.C. vatandaşı Türkler; Cumhuriyet bayramı olmasaydı, esir müslümanlar olarak dini bayramlarını kutlama ezikliğinde olacaklardı. Cumhuriyet bayramımız, milli ve dini onurumuzu kurtardı. Niçin kişiden kişiye “Ahmet bey, Ayşe Hanım; Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun” demiyoruz düşüncesiyle birbirlerinin Cumhuriyet bayramını kutlamıyorlar?

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 19 Mayıs Atatürk’ü anma, Gençlik ve Spor Bayramı, 30 Ağustos Zafer Bayramı birer merdiven basamağı olarak bizi en büyük bayrama; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramına yükseltir. Dini ve milli bayramlarımızı birleştiren ortak payda bayram; Cumhuriyet Bayramıdır.  Cumhuriyet bayramını kişiden kişiye kutlamayı gelenekselleştirmeliyiz. Milli birliğimiz ve bütünlüğümüz için gereken budur.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

CUMHURİYET

Ekim 28, 2008

Cumhuriyet, iktidarın yetkilerini; toplumun verdiği vekalete dayanarak kullandığı, siyasal örgütlenme biçimi olarak tanımlanır. Bilindiği gibi vekalet; bir kimsenin başka bir kimseye; vekalet veren adına hareket etme yetkisini vermesidir.

Burada kimselerden biri halk, öbürü halk adına; halk yararına halk’ı yönetmesi istenen iktidardır. Vekalet; iradi, zımnen veya kerhen verilebilir.  Vekalet; verenin isteğine uygun olarak verilmişse iradi, açıkça değil de tartışılabilir nitelikte ise zımnen, denize düşen yılana sarılırcasına verilmişse, kerhen‘dir.

Vekalet verme işini seçim sayarsak; oyların isteyerek, zımnen ve kerhen verildiği durumlar olur. Demokrasilerde zımnen veya kerhen değil; isteyerek oy verilmelidir.

Her cumhuriyet demokratik midir? Oyların kısıtlandığı, özgürce verilemediği cumhuriyetler; demokratik sayılmaz.  Halk’a ait olmayan bir cumhuriyet, cumhuriyet midir ki; Halk Cumhuriyeti, hristiyan cumhuriyeti var mı ki İslam Cumhuriyeti denilsin?

Cumhuriyet; halkı ideolojilere ve dinlere bölmemeli, bütünleştirmelidir.  İnsanoğlunun insanlaşmasının kronolojik sırasıyla önem sırası aynıdır:  1. İnsan olarak Dünyaya geliriz. 2. Anadilimizin milliyeti -Türk, Kürt, Arap, Alman vb-, milliyetimiz sayılır. 3. Akıl baliğ olunca -ergenlik çağında- milliyetimizin öngördüğü dinsel sorumluluklar söz konusu olur. Önce insanım, sonra Türk’üm, daha sonra müslümanım. Kimliğim: İnsan. Alt Kimliklerim: Milliyetim, dinim.

Kimliğimizin; insan oluşumuzun hak ve sorumlulukları; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ortak paydası’nda belirtilmiştir. Eğer bir toplum; özgür, eşit ve kardeş bireylerden oluşmayı başaramamışsa, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi sağlam temelden yoksun kalır.

“Nasılsanız, öyle idare edilirsiniz -Hz. Muhammet-”ilkesi gereğince demokrasi vaatleri satarak, iktidar servetini oy oy -kuruş kuruş- toplamaya çalışan pazarlamacı politikacılar için; özgürlüğünün bilincinde, eşitliğinin gücünde, kardeşliğinin bütünlüğünde olmayan toplumlar, çantada kekliktir, onlardan oy almak kolaydır.

Özgür, eşit ve kardeş bireylerden oluşan toplumların; politikacılara karşı pazarlık gücü artar. Özgürlük, eşitlik, kardeşlik duygusal olabilir,  ussal -akılcı- olabilir. Sadece duygusal, sadece ussal olması yanıltır. Duygusallığı yoketmeyecek kadar ussal, ussallığı yoketmeyecek kadar duygusal dengeyi sağlamak gerekir.

Duygusal ve ussal özgürlüklerin, eşitliklerin, kardeşliklerin sınırları; başka duygusal ve ussal özgürlüklerin, eşitliklerin, kardeşliklerin sınırlarına kadardır. Sınırsız özgürlük, sınırsız eşitlik, sınırsız kardeşlik yoktur.                            

Sanki, üçü ayrı ayrı kavramlarmış gibi; özgürlük, eşitlik, kardeşlik denir 1789′dan beri… Özgürlük olmasa, eşitlik olabilir miydi? Eşitlik olmasa, kardeşlik olabilir miydi? Özgürlük; eşitliği ve kardeşliği içerir. Özgürlükten, eşitlikten, kardeşlikten dem vurulsa da; çoğu kez özde değil, sözdedir. Sözde kalması, politikacıların ekmeğine yağ sürer. Bunlar onların Sürekli piyasaya sürecekleri, bitmez tükenmez vaat hazinesidir.

“Nasılsanız öyle idare edilirsiniz” ilkesi gereğince; ilkin bireyler duygularını ve düşüncelerini özgürleştirmeli, başkalarıyla eşitleşmeli, kardeşleşmelidirler; davranışlarını özgürlük, eşitlik, kardeşlik yörüngesine yerleştirmeli, davranışlarını bu eksene yöneltmelidirler. Ailelerini, yakın çevrelerini etkileyebildikleri ölçüde, yaygınlaştırmalıdırlar.

Böylece, “Cumhuriyet fazilettir -ATATÜRK-” amacına ulaşılır.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com

YARGI’DA ADALET

Ekim 27, 2008

Adalet, eşitlik üzerine kurulabilir. Temelde eşitlik yoksa, kimi temel  az betonlu dirençsizse, üzerine çıkılan duvar çöker. Adaletin yapılandırılmasında ve uygulanmasında, temeller -haklar ve hak sahipleri- adalet terazisinde denkleştirilmelidir.

Sözgelişi; Tıp diploması olmadan hekimlik yapılamadığı gibi; Hukuk Fakültesi mezunu olmaksızın Avukatlık Ruhsatnamesi alınıp Baro’ya kaydolunamzken, Hukuk Fakültesini bitirmeden  Yüksek Mahkemeye önce yargıç, giderek Başkan olunamamalıdır.

Yüksek Mahkeme Başkanı; kesinleşen çoğunluk kararına katılmayabilir. Bu durumda muhalefet şerhi koyacağına Çekinser oy kullansaydı daha şık olmaz mıydı?

Reddi Hakim taleplerine; heyeti veya hakimi reddedilen Mahkemenin karar vermesi; -Ben seni sana şikayet ediyorum, sense reddederek, adil yargılayacağını söylüyorsun- kısır döngüsüne dönüşmez mi? Kural olarak bir üst Mahkemenin karar vermesi gerekmez mi?

Savcılar Ön Yargıç mı ki; Mahkemeden önce kendileri yargılayarak; Mahkemeye sevketmeyebiliyor, sanığı beraat ettirebiliyorlar? Takipsizlik kararlarını görevli bir Mahkemenin vermesi gerekmez mi?

Savcılar niçin suçlayıcı, suç iddiasında bulunucu olsunlar ki? Savcılar suçlayıcı değil, yargıyı kolaylaştırıcı -Moderatör- olmalıdırlar. Dava Dilekçelerine -iddianame değil- delilleri ve soruları yerleştirerek, yargılamayı kolaylaştırmalı, taraf olmamalıdırlar.

EROL ERDOĞMUŞ

erolerdogmus@hotmail.com


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.